söylediklerimizin bir çoğu makaslanmış..sorun değil.tek cümleyle de olsa MESAJI verdik.JİLET hadisesini koydurmadık röportaja.bırakın bunun yazılmasını,bu soruya cevap bile verme ihtiyacı hissetmediğimizi,hissettirdik dergi çalışanlarına..
_________________ Hiç bir kadın şarkı sözü yazmaya değmez.
O kadar yoğun sevgiye layık insanı nerede bulacaksın!
söylediklerimizin bir çoğu makaslanmış..sorun değil.tek cümleyle de olsa MESAJI verdik.JİLET hadisesini koydurmadık röportaja.bırakın bunun yazılmasını,bu soruya cevap bile verme ihtiyacı hissetmediğimizi,hissettirdik dergi çalışanlarına..
onlar kendi kafalarında kurguladıkları müslümcü tipini göremeyince zaten eşekten düşmüş karpuza döndüler,bu bir milattır ve inşallah en yakın zamanda (müslümcüler hayatından ve lügatından nasıl çıkarmışsa) jilet kamuoyunun da kafasından çıkacaktır
Röportajı genel olarak incelediğimde 10 numara röportaj olduğunu düşünüyorum ve gazeteci arkadaşlara teşekkürlerimi ileteceğim pazartesi günü.Çünkü başlıklar anlamlı durmuş...''Yoksa Titreyen Müslüm Baba'nın Karizması Mı'' , ''Bizim İçin Müslüm Gürses Dağın Tepesinde 4 Mevsim Erimeyen Kar Gibidir'' , ''Saygıda Kusur Etmeyiz'' , ''Baba Geri Dön'' başlıkları duygu ve düşüncelerimizi net bir şekilde ifade eden başlıklardır...Sağlam bir röportaj...
Basın ile münasebetlerimizde ''müslümcü'' camianın ruh yapısını, sorunlarımızı ne kadar anlatırsak anlatalım onlar anlattıklarımızı değil kafalarında ki müslümcülüğü yazar, çizer, görüntüler..!
32 diş'in arasında 1 çürük diş'i çekmesi gereken insanlar ne yazık ki bütün dişleri çekmeye kalkıyor...! Bu işi yapanların dişçi olduguna ne kadar güvenilir bilmem, ama basın dediğimiz kuruluşların toplamı isterse devleti bile bir anda yıkar, bir anda yeniden kurarlar.......
Aramızda ki fark bizim dürüst olmaya çalışmamız, onların ise bu dürüstlükten faydalanmaya çalışmaları ve basit düşünmeleridir.
Basın dünyası her zaman için menfaatlarının yanında olmaya çalışan kesimdir, bizim yanımızda olmaları için bizden ne bekleyebilirler ki?
Şimdiye kadar ''müslümcü'' camiadan kendilerini astılar, kestiler diye söz eden, bizim için hiç bir araştırma yapma gereği duymadan ön yargı ile yaklaşan anlayışlarla mücadele etmeye, insanları sevmekten sorunlarımızla boğuşmaktan, en az kendileri kadar bu alemin bir ferdi olmak için çalışmaktan fırsat bulabilseydik mücadele eder zaman ayırırdık ama biz damgalı gönül hastalarının buna mecali hiç bir zaman olmadı ve olamaz da.
Çünkü; biz kendimizi sevdiklerimize anlatmaya çalışmak çabasından başka çabaları boş sayarız.!.
Ama öyle, ama böyle.!!...
Basın dediğimiz.! Köprüden atlayan adamın neden atladığını değil atlarken kaç takla attığını yazar.
Eee ne yapalım basın ı da böyle kabul etmekten başka şansımız var mı ?
Aralarında bizleri anlayanlar olsa da gerçek bu.
TEMPO Dergisi çalışanlarını ve bizim de bu toplumun insanları olduğumuzu anlamış olan basın mensuplarını yukarıda sıralamış olduğum kategorilerden ayırıyor, kendilerine müslümce selamlarımı ve teşekkürlerimi iletiyorum.
müslümcülük adına bizleri temsil eden arkadaşlarımızı kutluyorum